Ebeveynlik İpuçları
04-03-2025
13:02

Küçük Çocuklarla Konuşurken Onların Sizi Dinlemesini Nasıl Sağlarsınız?
Sabahları evden çıkmak, ebeveynler için gerçek bir mücadele olabilir. Sadece işleri sıraya koymak değil, çocuğun bu sürece uyum sağlamasını sağlamak da zorlayıcıdır.Bu sahne birçok ebeveyne tanıdık gelir. Çocuğunuza dişlerini fırçalamasını, kendi başına giyinmesini, tuvalete gitmesini ve ayakkabılarını giymesini söylemek—ve her adımda zorlukla karşılaşmak. Bu davranış küçük çocuklar için gelişimsel olarak normaldir, ancak süreci daha yönetilebilir hale getirmek için yapabileceğimiz bazı şeyler vardır.
Peki, çocukların bizi dinlemesini nasıl sağlarız? Bu, onlarla nasıl konuştuğumuzla başlar. Joanna Faber, Munchkin’in StrollerCoaster podcast'inde şunu vurguluyor: "Çocuklarımızı sürekli yönlendirmek yerine onlarla bir birey olarak bağ kurmalıyız. Sürekli emir aldığınızı bilseniz siz de kaçmak istersiniz. Çocuklar da aynı şekilde tepki verir. İş birliği yapmalarını sağlamak için yaklaşımımızı değiştirmeliyiz."
Bunun için süreci yavaşlatıp çocuklarla daha fazla iletişim kurmak gerekir. Peki, bunu nasıl yapabiliriz? Faber ve King, adım adım açıklıyor.
Önceden yapacağınız küçük bir zaman yatırımı, sonunda size zaman kazandırır.
Bazen uzun yolun aslında daha kısa yol olduğu ortaya çıkıyor," diyor Faber. Çocuklarımızı ne kadar dinler ve onlarla bağ kurarsak, o kadar iş birliği yaparlar. Hemen emir vermek istiyoruz: ‘Montunu giy, çabuk ol.’ Ama emir verdiğimizde dirençle karşılaşıyoruz. Kimse yönlendirilmekten veya baskı altında hissetmekten hoşlanmaz. Bu yüzden iletişim kurmanın farklı yollarını bulabilirsek her şey daha kolay ve akıcı hale gelir. Zamanımız olmadığını düşünüyoruz, ancak baştan biraz çaba harcamak hem zaman kazandırır hem de birbirimizle daha iyi hissetmemizi sağlar. Ortamı daha huzurlu hale getirir.
Çocuklar kendilerini duyulmuş ve saygı görmüş hissettiklerinde daha fazla dinlerler.
"Ebeveynlerle konuşurken üzerinde durmayı sevdiğim ilk büyük fikir, çocukların hissettikleriyle davranışları arasında bir bağlantı olduğudur," diyor King. "Aslında bunu daha genel bir şekilde de ifade edebiliriz: İnsanların hissettikleriyle davranışları arasında bir bağlantı vardır. Ebeveynlik sürecinizde, bir şovda olmadığınızı düşündüğünüz anları hatırlayın—belki sesinizi yükselttiniz ya da keskin bir söz söylediniz. Bu anlar genellikle bizim de kendimizi iyi hissetmediğimiz zamanlara denk gelir.
Ebeveyn olarak nasıl hissettiğimiz, çocuklarımızın davranışlarını etkileyebilir.
"Belki eşimizle tartıştık, işte zor bir gün geçirdik ya da tüm gün çocukların ilgimize ihtiyaç duymasından yorulduk," diyor King. Ebeveyn olarak nasıl hissettiğimiz, davranışlarımızı etkiler. Aynı şey çocuklar için de geçerlidir. Hissettikleriyle davranışları arasında bir bağlantı vardır. Eğer doğru şekilde davranmalarını istiyorsak, nasıl hissettiklerine dikkat etmeli ve kendilerini iyi hissetmelerine yardımcı olmalıyız. Peki, bunu nasıl yapabiliriz?
Çocukların duygularını kabul etmek çok önemlidir.
Duygularını kabul etmek kulağa basit geliyor ama bunu o an içinde yapmak bazen zor olabilir," diyor King. "Önemli olan, çocukların her zaman mutlu hissetmesini sağlamak değil, hissettikleri duyguları yaşamalarına izin vermektir.
Onlara bir yetişkine davrandığınız gibi yaklaşın.
Olumlu duyguları kabul etmekte genellikle zorlanmayız, diyor Faber. "Ama olumsuz duyguları görmezden gelme ya da hafife alma eğilimimiz var. Burada bir yetişkine nasıl davranacağımızı düşünmek faydalı olabilir. Örneğin, üzgün olan bir arkadaşımıza ‘Hayat adil değil, boşuna şikâyet etme’ ya da ‘İşini kaybettin ama sorun değil, yenisini bulursun’ demeyiz. Tam tersine, onu anlamaya çalışırız. Çocuklar için de aynı şey geçerli. Gerçek duygularını görmezden geldiğimizde, kendilerini daha kötü hissederler.
Duyguları kabul etmek, onları büyütmek anlamına gelmez; aksine, sakinleştirici bir etkisi vardır.
Bazı ebeveynler, olumsuz duyguları kabul etmenin onları daha da artıracağından endişe ediyor, diyor King. Ancak yapılan araştırmalar, bir çocuğun duygularını kelimelere döktüğümüzde beynin duyguları yöneten bölgesinin sakinleştiğini gösteriyor.
Emir vermek yerine seçenek sunun.
Birine ne yapması gerektiğini söylemek yerine seçenek sunmak işleri kolaylaştırır, diyor Faber. Örneğin, ‘Pijamanı normal şekilde mi giymek istersin yoksa gözlerini kapatarak mı?’ ya da ‘Düz mü giyeceksin yoksa ters çevirerek mi? Böylece çocuk emir almak yerine, nasıl yapmak istediğini düşünmeye başlar. Bu da tüm dinamiği değiştirir.
Çocuğunuza Daha Fazla Kontrol Alanı Tanıyın.
Çocuklar bağımsız olmayı sever ve bazen her şeyi kontrol etmek isterler," diyor Faber. O halde onlara küçük kararlar vererek sürece dahil edelim. Örneğin, belirli bir saatte çıkmak zorunda olduğu için sorun yaşayan bir çocuğa bir zamanlayıcı verin ve ‘Tatlım, beş dakika dolunca bize haber verir misin?’ deyin. Bir süre sonra çocuğunuz size gelip ‘Anne, zaman doldu!’ diyebilir.
Doğru Övgü Çabaya Odaklanır.
Övgünün başarıya değil, çabaya odaklanması daha etkilidir, diyor King. Harika iş çıkardın’ gibi genel ifadeler yerine, ‘Bu sorular zordu ama pes etmedin, çözdün’ gibi açıklayıcı övgüler kullanmak çocuğun güvenini artırır.
Gelişim Odaklı Bir Zihniyet Benimseyin.
Araştırmalara göre, ‘Sen çok zekisin’ gibi övgüler çocukların hata yapmaktan korkmasına neden olabilir, diyor Faber. Ama ‘Zor sorulara rağmen pes etmedin’ derseniz, çocuğunuz çalışmaya devam etmek ister. Önemli olan çabayı övmektir.
Mükemmel Olmak Zorunda Değilsiniz.
Her zaman mükemmel olmamız mümkün değil, diyor Faber. Çocuklarımıza binlerce kez şans veriyoruz, kendimize de verebiliriz. Bazen %50, hatta %10 bile çaba göstermek ilişkilerimizi güçlendirmek için yeterlidir.